5 Şubat 2024 Pazartesi

Koşuşturma

 Çok yazmamışım ama yazdıklarımı okuyorum şu an. Ne kadar telaşlıyım bakar mısınız arkadaşlar? Nereye koşuyorsun kardeşim diyende yok. 

Kafamın içi bu aralar birazcık daha sessiz sanki. Çok kötü bir güz döneminden sonra bahar dönemi ile yine sizlerle olmak mutlu hisettiriyor şu anda.

Yazmak, içimi döküyor olabilmek önemli olan. Bende bunu yapıyorum ara-ara. Burası kimsenin bilmediği sadece benim olan küçük bir kuytu köşe. Sessizce içime daldığım bir deniz. Çok kasırgalı bir günden sonra sanki dün ölmüyormuşuz gibi parlıyor yıldızlar gökyüzeünde. Siyah varsa beyaz da var demeye çalışıyorlar sanki bana.

Hüzün doğuyor içime son zamanlarda en çok. Artık sinirli değilim ya da endişelenmiyorum. Üzgünüm sanki biraz. Gerçi şimdi gelecek kaygısı bastırmadı değil ama boşverelim onu. 19 şubata kadar yok sayıyoruz onu. 

Neyse ne diyorduk, hüzün. Böyle ağlamadan duramadığım bir dönem arkadaşlar. İyiyim aslında ama bir garip yani. Böyle minicik bir çocuk gelip bana selam verse oturur ağlarım. Ama bir tarafdan da mutluyum. İnsan olmak çok yorucu ya. Ne bu? Yaşamaya devam edebilmemiz bile mucizeyken bir de duygularımızla uğraşıyoruz. Biraz böyle sussalar otursalar keşke yerlerine. Bir rahatlasak dimi? 

Bugün sizinle ara ara aklıma gelen ama her izlediğimde içime huzur dolduran bir filmle baş başayız. The Intern. Hayatında yeniden anlam arayan bir adam ve hayatın anlamını bulduğunu sanan bir kadın. O kadar içten ve güzel sahneleri var ki, bence herkes izlemeli. Sizleri seviyorum, sağlıcakla kalın. XO.  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Dönemsel Krizler

İlk olarak selamlar, bugün sizlerle bir sonun başlangıcından konuşuyorum. Çoğumuzun yaşadığı o geçiş dönemi krizinden: Üniversite Mezuniyeti...