Sen mi güçlüsün, ben mi? Sen deyince aklınıza biri gelmesin arkadaşlar. İnsanın en büyük savaşı kendiyle derler. Benimki de öyle. İkizler burcuda değilim aslında ama neden böyle acaba?
Konumuza dönelim. Hepimiz hayatımızda birilerine yalan söylemişizdir. En büyük yalanları da kendimize söylemişizdir. Ben kendime karşı dürüst müyüm? Her şeyden önce bunu bilmem gerekir. Dürüstlük önemli bir erdem. Ama hangimiz o erdeme tam olarak sahibiz? Ben kendime bile yüksek sesle söyleyemediğim duygulara sahipmişim gibi hissediyorum. Bu duygular mı ileri gitmeme izin vermiyor? Günümüzde insanın kendi düşünmeye zamanı bile yok. Hayat gerçekten acımasız bu konuda. Sana asla boşluk tanımıyor. Dünyanın temposu o kadar hızlı ki, siyasetten tut sinemaya kadar. Düşüncelerinde boğulmana zaman tanımıyor. Senin gerçekten şu anda ne hissediyorum diye düşünmene zaman tanımıyor. Robota dönüyormuş gibi hissetmem normal mi? Bazen her şeyin hızla aktığını benimse yetişemediğimi düşünüyorum. Yetiştiğim sandığım anlardaysa duygularım beni eziyor gibi oluyor. Bu tempoya alışamıyorum. Hep bir telaştayım, telaştayız. Peki bu hızda sen mi galipsin, ben mi? Son yazımda da bundan bahsetmiştim. Bu yarış, bu hız nereye kadar devam edecek. Biz bir yarışta mıyız? Noluyo arkadaşlar, NOLUYO?
Bugün size önerim bir dizi olacak arkadaşlar. Beni her zaman sakinleştiren ve kendimin bile açıklayamadığı o duygu karmaşasına sürükleyen bir dizi. Kıyametin sessizliğine karşı içimi ele alan bir duygu karmaşasıyla sonuna kadar içime işleyen Doom At Your Service. Bir çok kişi için belkide sade ve çok anlam taşımasa da benim herkese her zaman önereceğim bir dizi. Hayatta hala başa çıkamadığınız ve bir karmaşa içinde olduğunuz anlarınız varsa bu diziyi izlemenizi mutlaka öneririm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder